Yirmi yedi yasindayken gezinmeyi cok sevdigim blog sayfalarindan birinde görüp pesine düstügüm declutter kelimesinin beni önce minimalizmle tanistirip daha sade ve sürdürülebilir yasam arayisina götürecegini, yillar icinde yasayacagim degisim ve dönüsümün beni bugün oldugum noktaya ulastiracagini asla tahmin edemezdim.
Elinizdeki kitap o zamanlar hayal bile edemeyecegim bir seydi. Yazmayi oldum olasi cok sevmisimdir ama oturup bastan sona bir kitap yazacagimi ve bu kitabin konusunun da minimalizm ve sürdürülebilir yasam olacagini aklimdan bile gecirmiyordum. Aradan gecen on yildan fazla süre icinde neleri nasil yaptigimi size ayrintili bicimde anlatacagim ama önce ilk güne gidelim. Bilgisayar ekraninda bu kelimeyi gören Haleyi biraz tanimanizi istiyorum.
Uzun yillardir minimalizm, sifir atik ve sürdürülebilirlik gibi konularda Türk Isi Minimalizm adiyla cesitli mecralarda yayinlar yapan Hale Acun Aydin, ilk kitabinda okuru adim adim sadeleserek özgürlesecegi bir yolculuga davet ediyor. Daginikliktan düzene, karmasadan dinginlige uzanan bu yolculuk boyunca kendi dönüsüm hikayesini de paylasan Hale, daha sade ve sürdürülebilir bir yasama dair pek cok kavrama da aciklik getiriyor.
Iklim kriziyle yüz yüze oldugumuz bu cagda, minimalizmin gezegenimiz icin verilen ekoloji mücadelesiyle iliskilenmesi gerektigini savunan Haleye göre, Minimalist olmak, ortak varligimiz karsisinda bir tür sorumluluk bilinci tasimaktir.