Insan, madde ve manadan, ruh ve bedenden meydana gelen hassas bir fitrattir. Ruhu ve bedeniyle bir bütündür. Insani hakiki manada incelemek onu hem bedeni hem ruhu hem beden ve ruhunun etkilesimi ile ele almakla olur. Aksi takdirde insana dair iddialar temelsiz ve tutarsiz, yetersiz ve eksik kalacaktir.
Insan hayati, ümit üzerine insa edilmistir. Beden, ruhun gelisim firsati ve ümidi; ruh ise bedenin sonsuzlasma imkani ve firsatidir. Ruh ve beden etkilesimi saglikli devam eden her bir insan ümit doludur. Ümitsizlik, ruh ve beden baglantisina vurulan ilk ve en derin darbedir. Bu darbe öyle kökten bir darbedir ki, psikologlar dahi teshisinde aciz düsmüstür. Öyle öldürücü bir darbedir ki, kisinin hem fiziksel hayatini hem manevi hayatini katleder. Ümitsizlik öyle bir girdap ve batakliktir ki, bir karadelik gibi kisiyi kendi icine cökertip kisiye kendini bir zindan yapmaktadir.
Bu mütevazi calismada ümitsizlige yol acan hususlar, ümitsizligin cesitleri, ümitsizlikten dogan problemler sistematik olarak islenmekte, bu hususlara dair yasanan hayattan örnekler esliginde tedavi careleri sunulmaktadir.