Selamla baslar her sey ve aslinda yine bir selamla biter. Hos gelisler de bir selamlamayladir, ayriliklar da. Selam Benden korkma, benden emin ol, benden sana bir zarar gelmez demekle birlikte bir o kadar da ben geldim bu halimle, bu gördügün benim ve seni tanimak istiyorum, demektir. Kitaplar da yazarlarin okuyucuya bir selamidir aslinda. Cünkü Bilgisini gizleyenin kalbi, gercek günahkardir. Bunu bilir yazar ve kalemi ondan sonra eline alir.
Uzun yolu secmistir yazar. O, zor olana aday olmustur. Varligi anlama yolunda mesafe katetmis onu icinde yogurup yasatmis ve yeni anlamlarla tanimladigi varolus sirrini anlatmak icin okuyucunun karsisina gecmistir.
Hasan Arslanin bu yeni sohbet kitabinda da kendi varligimizin mihenk taslarini bulmaya devam ediyoruz. Roger Garaudyle birlikte Cezayirin cöllerine düsürüyoruz ayagimizi. Cölün yakici, sicak kumlarindan ayagimizi kaldirmadan diger ayagimizla Ahmet Bin Bellaya ulasiyoruz. Mehmet Akifin koynunda besleyip büyüttügü cocuk kahramani Dirvasla hakikatin sesi oluyoruz.
Bu mümin adamlarin ortak özelligi; zulmün, adaletsizligin karsisinda ölümüne durmakti. Sahsiyetlerinin ortak noktasi, zor kosullarda dahi insan kalabilmenin tilsimina ulasmis olmalariydi.
Ne diyordu pr Varligi anlamanin, anlamlandirmanin iki yolu vardir Uzun olan yolu kitaplardan, kisa olan yolu sevgiden gecer. Bu kitap elinizdeyse siz, uzun yolu secenlerdensiniz..